Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Keşan Kent Müzesi, 1915 Çanakkale Hastanesi Müzesi olmalıydı”

İGFA Edirne Temsilcisi  Erdoğan

İGFA Edirne Temsilcisi  Erdoğan Demir’e konuşan Hikmet Selim Yılmaz, Kent Müzesi, 57. Alay ve 57 ilde örgütlenilmesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu

Erdoğan DEMİR / EDİRNE (İGFA) –14 yıldan bu yana Tekirdağ’dan Çanakkale’ye yürüyen 57. Alay’ın temsili komutanı ve Keşanlı olan Hikmet Selim Yılmaz, İGFA Edirne temsilcisi Erdoğan Demir’e özel açıklamada bulundu.

Yılmaz,  yılların özlemini çektiği, çocukluğunu yaşadığı Keşan’a 57.Alay Yürüyüşü ile girmekten çok mutlu olduğunu belirterek: “Keşan gerçekten bana müthiş derecede mutluluk verdi. Bu yıl 14.yaşadığımız ve insanlarımıza yaşattığımız 57.Alay Yürüyüşü’nün Keşan bölümündeyiz. Keşan’a girmek ve Keşan’daki halkımızla bütünleşmek, onların camlardan bize el sallamaları alkışlamaları, kahveleri terk edip caddelere çıkmaları bizi çok onore etti. Biz 57.Alay’ın Tekirdağ’dan başlayan sürecini sembolik olarak 14 yıldır Çanakkale’ye taşıyoruz.” dedi.

MUSTAFA KEMALSİZ BİR ÇANAKKALE YAŞANMAMIŞTIR

Çanakkale yürüyüşlerinin ana karakterinin  Mustafa Kemal olduğuna vurgu yapan Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti. “Bildiğiniz gibi Çanakkale Destanı’nın yazım biçimi Mustafa Kemal’dir. Mustafa Kemal’siz bir Çanakkale yaşanmamıştır. Kim ki Mustafa Kemal’siz bir Çanakkale’yi düşünüyorsa gerçekten Çanakkale’nin içini boşaltmak içindir. Biz Çanakkale’nin içi boşalmasın, gelecek kuşaklarımıza doğru bir şekilde anlatılsın diye 14 yıldır yollardayız. Bu yolculuğumuzda Mustafa Kemal’in Çanakkale’sini anlatıyoruz, bunu yaparken özellikle şu sözcüklerin üzerine basa basa söylüyoruz. Atatürk’ü anlamak Mustafa Kemal’i anlamaktan geçiyor, Mustafa Kemal’i anlayamazsak Mustafa Kemal Atatürk’ü hiç anlayamayız. Biz Çanakkale’de hurafelerin ve masalların üzerinden kurulması gerektiği konusunda yıllardır birilerin uğraş verdiğini biliyoruz.”

18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ DİYEREK MUSTAFA KEMAL’İ YOK SAYIYORUZ

Yılmaz , Çanakkale’yi unutturmak, Çanakkale’deki milli şuuru, milli yapıyı bozmak için birilerinin sürekli masal anlattığını da belirterek “ anakkale üzerinden sürekli masal anlatıyor. En büyük masallardan bir tanesi de 1915 18 Mart Çanakkale Zaferi masalıdır. 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi dersek, Arıburnu yok, Anafartalar yok. Peki Arıburnu ve Anafartalar’ın komutanı kim? Mustafa Kemal, o zaman biz Mustafa Kemal’i yok sayıyoruz. Mustafa Kemal ile birlikte şunu da yok sayıyoruz. Bakın şehitlerimize sahip çıkmıyoruz, 18 Mart 1915 Deniz Muharebelerine Çanakkale Zaferi dersek, Deniz Muharebelerinde bizim şehit sayımız kaç 430. Sadece 430. Peki Deniz Muharebelerinde bizim donanmamız var mı? Yok. Almanların donanması var. O zaman biz Almanların zaferini kutluyoruz. Almanların zaferini kutlamakla biz Almanlar’ın 1.Dünya Savaşı’ndaki rolünü affedersin aspaye bir şekilde üstlenmiş oluyoruz. Onun için biz 57. Alaycılar olarak sadece bir yürüyüş grubu değiliz. Bir araştırma grubuyuz. Çanakkale’nin bugüne kadar anlatılmayanları anlatma grubuyuz biz. 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi değil, kim ki bunu söylüyorsa Mustafa Kemal’e ihanet ediyor. Kim ki bunu bu şekilde iddia ediyorsa 200 bin şehidimize ihanet ediyor. Bir daha söylüyorum, deniz muharebelerinde bizim sadece ve sadece 430 şehidimiz var. Peki 430 şehide karşılık 200 bin şehidi nasıl ifade edeceğiz biz, yok sayarsak. Çünkü yok saydığında adamlar 25 Nisan’da geliyorlar kendi etkinliklerini yapıyorlar. Arıburnu’nda kendilerini ifade ediyorlar. Peki bugüne kadar niye Anafartalar Cephesi açılmadı anlatıma? 57. Alay yürüyüşçüleri orada kamp yaptıklarında açtılar bu alanı. Çünkü Mustafa Kemal’in tek başına yetki ve karar verdiği yer Anafartalar’dır. O zaman Anafartalar’ı anlatıma açacaklar. Biz buna hazırız, Anafartalar’ı anlatıma açmak için 57.Alay yürüyüşçüleri gerekli olan bütün araştırmayı yaptılar.”dedi.

KENT MÜZESİ DEĞİL 1915 ÇANAKKALE HASTANE MÜZESİ OLMALIYDI

Keşan insanına, Keşan halkına Keşanlı hemşehrilerime şunu özellikle söylemek istedikleri olduğuna da vurgu yapan Hikmet Selim Yılmaz, “Siz cephenin en yakınısınız, lojistik olarak bütün yollar sizden geçti ve sizden geriye döndü. Bugün Keşan Devlet Hastanesi’nin olduğu yer, 1915’te en donanımlı cephe gerisi hastanesi idi. Altın madalyayı Keşan alması gerekirdi. Ama Keşan bugüne kadar buna sahip çıkmadı. Şimdi Kent Müzesi olarak gösterdiğiniz yer bizim 1915’te Çanakkale’de yaralanan askerlerimiz için cephe gerisi hastanemiz en önemli bir yerdi. Peki bugün cephe gerisi hastanesi olan yer bugün ne müzesi Kent Müzesi. Radyoları toplamışsınız, toplamışsınız sandalye,  masayı, ev eşyalarını, çanağı, çömleği Kent Müzesi yapmışsınız. Bu bir utançtır. Bakın Çanakkale’ye gerçekten utançtır. Bunu bütün Keşan halkı düşünsün. Orası bir an önce hastane müzesine çevrilsin. Kent Müzesi de olsun için de 2-3 oda ayrılabilir. Ama en önemlisi orasının 1915 Çanakkale Hastane Müzesi olması gerekir. Bunun için ben Hikmet Selim Yılmaz olarak söz veriyorum, hastane müzesinin objelerinin % 60’ını ben karşılayacağım, hiçbir karşılık da istemiyorum. Biz tarihimize sahip çıkarsak Keşan’ı yarına taşırız. Ama kaldırım döşemekle Keşan’da müzecilik yapılmaz. Ben bir tarihçi araştırmacı olarak söylüyorum. Müzelerin öyküsü olmalı. Keşan Devlet Hastanesi’nin öyküsünü kapılarda göremedim ben. 1915’ten başlayan bir öyküsü olacak. O öykünün de orada olmasını istiyorum. Bugün Keşan’a girdik, hastanenin oraya gittim. İnanın bir Keşan çocuğu olarak çok üzüldüm, yüreğim buruk, bütün yetkililere sesleniyorum. Orası bizim mirasımız, orası Çanakkale’nin mirası, orası Mustafa Kemal’in Atatürk’ün mirası, herkes elini taşın altına koyarken arkasına aldığı Atatürk’ü değil, önüne koyduğu Atatürk’ü görsün.”dedi.

57.ALAY 57 İLDE ÖRGÜTLENECEK

Yılmaz, 14 yıl önce yollara çıktıklarını da belirterek açıklamasını şöyle tamamladı. “14 yıl önce yollara çıkarken özellikle yine Keşan çocukları olan yeri keşfeden Seddülbahir de bunun programını yapan Hasan Özkan (Şık Hasan) ile Necdet Uybaş’ı gerçekten yad ediyor ve teşekkür ediyorum. 14 yıl önce yola çıktık, o zamanlar küçücük bir kartopu idik. İlk önce kendi çeperimizde örgütlendik, ondan sonra ilçelerimizde örgütlendik. Ondan sonra Trakya’da örgütlendik, şimdi de diyoruz ki bütün ülke sathına yayılmayı hedefledik. Nasıl ülke sathı Çanakkale’ye geldiyse Çanakkale’de her insanın bir atası, her insanın bir geçmişi varsa, her insanın bir gazisi, şehidi varsa Türkiye Misaki Milli sınırları içerisinde bizde bu insanlara ulaşmak için, bu insanları anılarına götürmek için, Çanakkale’ye götürmek için ne yaptık, 57.Alay 57 ilde örgütlensin. Kars’tan başlayalım, Erzurum, Antalya, Gaziantep oradan başlayarak 57 ilde örgütlenmeye başladık. Şu anda 14 ilde örgütlüyüz, bugün de 14 il temsilcimizi Keşan’a getirdik. Bunu 19 Mayıs’a kadar 57 ile taşıyacağız. Sivil toplum örgütleri ile STK’lar ile çalışıyoruz. Çalıştığımız bu örgütlenmeyi 57 ile taşıyıp bu örgütlemeyi tamamladığımızda 19 Mayıs’ta Samsun’dan yola çıkacağız ve yürüyüşümüzün ismi “57.Alay Atası’na Yürüyor” olacak. Anıtkabir’e 57 ilimizle yürüyeceğiz, her ilde 2 tane temsilcimiz olacak.”