Haberlerh.com Son Dakika Güncel Haberler

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)
ayhan( ayhan@hotmail.com )
29 Ekim 2021 - 11:16
  • Dikkat eksikliği, erken çocukluk yaşlarda ortaya çıkan ve herhangi bir şeye olan dikkat süresinin azlığı olarak tanımlanabilir. Bu tanımı yani dikkat eksikliğini, dikkat dağınıklığıyla karıştırmamak gerekir. (Adana Dikkat Eksikliği Merkezi)
  • Dikkat dağınıklığı, fiziki ya da zihinsel bir iş ile uğraşırken dikkatin dağılması veya konsantrasyonun bozulması olarak tanımlanabilir. Aralarındaki en önemli fark ise; dikkat eksikliğinde tedaviler ve ilaçlar yer alırken, dikkat dağınıklığında ilaç kullanmaksızın yapılan çeşitli kontrol ve konsantrasyon çalışmaları yer almaktadır.
  • Hiperaktivite de ise normalin üstünde olan bir hareketlilik söz konusudur.

Hiperaktivite, henüz doğmadan yani anne karnındayken aşırı hareketlilik ile başlar ve bebeğin doğumuyla birlikte bu hareketlilik devam eder. Bebeklik dönemindeki belirtileri; zor uyuma, sürekli ağlama, zor ikna edilme şeklinde görülebilir. Çocukluk çağında ise bu belirtilere sürekli bir koşuşturma, oradan oraya zıplama eylemi eklenir. Yaptıkları bir işi uzun süre devam ettiremezler. Çabuk sinirlenen ve sıkılan bir yapıları vardır. Okulun başlamasıyla öğretmenleri ve akranları ile aralarında problemler ortaya çıkabilir. Bu anlaşmazlıkları sinirli ve hırçın bir davranış ile çözmeye çalışırken, tavırları ise son derece umursamaz ve sabırsız olabilir. Ders sırasında ise ders süresi boyunca yerinde oturamama veya ödevlerini savsak bir şekilde yapma gibi davranışlar gösterebilirler. Bu da hiperaktivite ile ilgili bozukluklardan biri olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu ortaya çıkarır.

Dikkat eksikliği bozukluğunun, hiperaktivite bozukluğundan farklı bir bozukluk olmadığı; aynı hastalığın sadece hiperaktif davranışların görülmediği bir hastalık olduğu da belirtilmiştir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) kısaca aşırı hareketlilik, yerinde duramama, kıpır kıpır olma durumu ve bununla birlikte bazı alanlarda dikkatini bir şeye uzun süre odaklayamama, konsantre olamama gibi durumlarda belirgindir. Üç temel belirtisi vardır:

  • Dikkat eksikliği
  • Dürtüsellik (istekleri engelleyememe)
  • Aşırı hareketlilik

Her yaşta teşhis ve tedavisi yapılmakla birlikte daha çok çocukluk çağında göze batar ve bunu etraftakiler de fark eder. Bu temel belirtiler arasında bazen biri veya ikisi baskın olabiliyor. Dikkat eksikliğinin baskın olduğu durumlarda çocuk; çabuk sıkılma, uzun süre dinleyememe, dikkatsizce hatalar yapma, eşyalarını kaybetme, unutkanlık gibi belirtiler gösterebilir. Bunun tam tersi olacak şekilde yani çocuğun dikkati iyi olup da dürtü ve hareketliliği baskın olabilir. Bu durumda da çocuk; kıpır kıpırdır. Sanki kendisine bir motor takılmış gibi sürekli bir hareket halinde olur. Enerjik ve aktif yapıları ayrıca çok konuşma, sözün arasına girme ve soru tamamlanmadan cevabını verme gibi davranışlar sergileyebilir.

Bu sorunun ortaya çıkmasında genetik, biyolojik, psikolojik ve sosyal çevrenin neden olduğu düşünülüyor. Çoğunlukla aile ve öğretmenleri zor durumda bıraktığı düşünülen bu hastalık, aslında çocuğun kendisini de olumsuz etkilemektedir.

Dikkat problemini yaşadıklarından dolayı bu çocuklar, dersi yeterince dinleyemez ve çalışırken veya sınavdayken konsantrasyonlarını tam olarak toplayamazlar. Bunun yanında bir şeyi öğrenirken de zorluk çekebilirler. Bu da onların akranlarından geri kalmalarına ve başarısızlıklarına yol açar. Buna bağlı olarak da saldırgan davranışlar gösterebilirler. Buna eş zamanlı olarak da çocuklarda psikiyatrik bozukluklar görülebilir. Depresyon, kaygı bozukluğu, herhangi bir davranış veya düşünceye karşıt olma gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

 

  • Dikkat Eksiliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Tedavisi

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan bireyin tedavisi uygulanırken hasta olan kişinin yaşı, cinsiyeti, var olan diğer hastalıkları ve bulguları göz önüne alınarak hareket edilmesi gerekir. İlaç tedavisi, anne-baba eğitimi, bireysel görüşme, aile tedavisi ve grup tedavisi; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde sık olarak kullanılan yöntemler arasındadır. Çocuklarda ilaçsız tedavi, çocuğun aldığı terapi ve eğitimlerin yanı sıra ebeveyn eğitimi de gerektirir. Uygulanan terapiler arasında; bilişsel-davranışçı terapi, neurofeedback/neurosound (nöroterapi), play attention/attentioner (dikkat oyunu), dikkat artırma eğitimi gibi yöntemler tedavide hızlı ve daha iyi iyileşme oranları sağlamaktadır.

 

  • Dikkat Eksiliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Tedavisinde Aile Tutumu

Ailenin tedavi süreci boyunca anlayışlı ve sabırlı olması gerekir. Çocuğunu diğer çocuklarla kıyaslamamalı çünkü çocuğun birtakım zorlukları olduğunun bilincinde olmalıdır. Kural ve programlarını oluştururken çocuğun yaşını ve kişilik özelliklerini dikkate alarak yapmalıdır. Çocuğuyla iletişimi olumlu yönde olmalı, çocuğun davranış sorunları karşında yılmadan çözümler üreterek hareket etmelidir. Çocuğa zaman zaman ceza verilse bile çocuk, onun her zaman sevildiği ve sevileceğini bilmelidir. Bu, onun kişilik gelişimi ve duygusal gelişimi açısından son derece önemlidir. Ayrıca ailenin, öğretmenlerle ve görüştükleri hekimle/terapistle sürekli olarak irtibat hâlinde olması, tedavinin sürdürülebilirliği ve etkinliği açısından da önemlidir.Merak ettiğiniz tüm soruları  https://www.cukurovaailedanismamerkezi.com adlı web sitemizden ulaşabilirsiniz.

  • Dikkat eksikliği, erken çocukluk yaşlarda ortaya çıkan ve herhangi bir şeye olan dikkat süresinin azlığı olarak tanımlanabilir. Bu tanımı yani dikkat eksikliğini, dikkat dağınıklığıyla karıştırmamak gerekir. (Adana Dikkat Eksikliği Merkezi)
  • Dikkat dağınıklığı, fiziki ya da zihinsel bir iş ile uğraşırken dikkatin dağılması veya konsantrasyonun bozulması olarak tanımlanabilir. Aralarındaki en önemli fark ise; dikkat eksikliğinde tedaviler ve ilaçlar yer alırken, dikkat dağınıklığında ilaç kullanmaksızın yapılan çeşitli kontrol ve konsantrasyon çalışmaları yer almaktadır.
  • Hiperaktivite de ise normalin üstünde olan bir hareketlilik söz konusudur.

Hiperaktivite, henüz doğmadan yani anne karnındayken aşırı hareketlilik ile başlar ve bebeğin doğumuyla birlikte bu hareketlilik devam eder. Bebeklik dönemindeki belirtileri; zor uyuma, sürekli ağlama, zor ikna edilme şeklinde görülebilir. Çocukluk çağında ise bu belirtilere sürekli bir koşuşturma, oradan oraya zıplama eylemi eklenir. Yaptıkları bir işi uzun süre devam ettiremezler. Çabuk sinirlenen ve sıkılan bir yapıları vardır. Okulun başlamasıyla öğretmenleri ve akranları ile aralarında problemler ortaya çıkabilir. Bu anlaşmazlıkları sinirli ve hırçın bir davranış ile çözmeye çalışırken, tavırları ise son derece umursamaz ve sabırsız olabilir. Ders sırasında ise ders süresi boyunca yerinde oturamama veya ödevlerini savsak bir şekilde yapma gibi davranışlar gösterebilirler. Bu da hiperaktivite ile ilgili bozukluklardan biri olan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu ortaya çıkarır.

Dikkat eksikliği bozukluğunun, hiperaktivite bozukluğundan farklı bir bozukluk olmadığı; aynı hastalığın sadece hiperaktif davranışların görülmediği bir hastalık olduğu da belirtilmiştir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) kısaca aşırı hareketlilik, yerinde duramama, kıpır kıpır olma durumu ve bununla birlikte bazı alanlarda dikkatini bir şeye uzun süre odaklayamama, konsantre olamama gibi durumlarda belirgindir. Üç temel belirtisi vardır:

  • Dikkat eksikliği
  • Dürtüsellik (istekleri engelleyememe)
  • Aşırı hareketlilik

Her yaşta teşhis ve tedavisi yapılmakla birlikte daha çok çocukluk çağında göze batar ve bunu etraftakiler de fark eder. Bu temel belirtiler arasında bazen biri veya ikisi baskın olabiliyor. Dikkat eksikliğinin baskın olduğu durumlarda çocuk; çabuk sıkılma, uzun süre dinleyememe, dikkatsizce hatalar yapma, eşyalarını kaybetme, unutkanlık gibi belirtiler gösterebilir. Bunun tam tersi olacak şekilde yani çocuğun dikkati iyi olup da dürtü ve hareketliliği baskın olabilir. Bu durumda da çocuk; kıpır kıpırdır. Sanki kendisine bir motor takılmış gibi sürekli bir hareket halinde olur. Enerjik ve aktif yapıları ayrıca çok konuşma, sözün arasına girme ve soru tamamlanmadan cevabını verme gibi davranışlar sergileyebilir.

Bu sorunun ortaya çıkmasında genetik, biyolojik, psikolojik ve sosyal çevrenin neden olduğu düşünülüyor. Çoğunlukla aile ve öğretmenleri zor durumda bıraktığı düşünülen bu hastalık, aslında çocuğun kendisini de olumsuz etkilemektedir.

Dikkat problemini yaşadıklarından dolayı bu çocuklar, dersi yeterince dinleyemez ve çalışırken veya sınavdayken konsantrasyonlarını tam olarak toplayamazlar. Bunun yanında bir şeyi öğrenirken de zorluk çekebilirler. Bu da onların akranlarından geri kalmalarına ve başarısızlıklarına yol açar. Buna bağlı olarak da saldırgan davranışlar gösterebilirler. Buna eş zamanlı olarak da çocuklarda psikiyatrik bozukluklar görülebilir. Depresyon, kaygı bozukluğu, herhangi bir davranış veya düşünceye karşıt olma gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

 

  • Dikkat Eksiliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Tedavisi

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan bireyin tedavisi uygulanırken hasta olan kişinin yaşı, cinsiyeti, var olan diğer hastalıkları ve bulguları göz önüne alınarak hareket edilmesi gerekir. İlaç tedavisi, anne-baba eğitimi, bireysel görüşme, aile tedavisi ve grup tedavisi; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde sık olarak kullanılan yöntemler arasındadır. Çocuklarda ilaçsız tedavi, çocuğun aldığı terapi ve eğitimlerin yanı sıra ebeveyn eğitimi de gerektirir. Uygulanan terapiler arasında; bilişsel-davranışçı terapi, neurofeedback/neurosound (nöroterapi), play attention/attentioner (dikkat oyunu), dikkat artırma eğitimi gibi yöntemler tedavide hızlı ve daha iyi iyileşme oranları sağlamaktadır.

 

  • Dikkat Eksiliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Tedavisinde Aile Tutumu

Ailenin tedavi süreci boyunca anlayışlı ve sabırlı olması gerekir. Çocuğunu diğer çocuklarla kıyaslamamalı çünkü çocuğun birtakım zorlukları olduğunun bilincinde olmalıdır. Kural ve programlarını oluştururken çocuğun yaşını ve kişilik özelliklerini dikkate alarak yapmalıdır. Çocuğuyla iletişimi olumlu yönde olmalı, çocuğun davranış sorunları karşında yılmadan çözümler üreterek hareket etmelidir. Çocuğa zaman zaman ceza verilse bile çocuk, onun her zaman sevildiği ve sevileceğini bilmelidir. Bu, onun kişilik gelişimi ve duygusal gelişimi açısından son derece önemlidir. Ayrıca ailenin, öğretmenlerle ve görüştükleri hekimle/terapistle sürekli olarak irtibat hâlinde olması, tedavinin sürdürülebilirliği ve etkinliği açısından da önemlidir.Merak ettiğiniz tüm soruları  https://www.cukurovaailedanismamerkezi.com adlı web sitemizden ulaşabilirsiniz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Haberlerh.Com 2021 Site içerisinde yer alan bütün haberlerin ve materyallerin hakları saklıdır.

antalya escort

bodrum escort

ankara escort

1xbet